Kırmızı Oda Dizisinin Düşündürdükleri|Hayat Akarken |Pudralı Venüs

Kırmızı Oda Dizisinin Düşündürdükleri

Kırmızı Oda aşağı, Kırmızı Oda yukarı efem. Biliyorsunuz TV8’in yeni dizisi çok konuşuluyor. Annem seviyor, ben de onunla otururken göz atıyorum. Her şey bir yana Binnur Kaya’yı izlemeyi seviyorum. Hakikaten çok iyi bir oyuncu. Özellikle Vavien performansı aklımdadır. Tavsiyedir efem. Engin Günaydın’la karşılıklı döktürdükleri. Film. Öhöm biz konumuza dönelim:)

Kırmızı Oda, Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Madalyonun İçi” kitabından uyarlanan, Banu Kiremitçi Bozkurt’un senaryosunu kaleme aldığı, Cam Karcı’nın yönettiği, her bölümde üç terapi seansının yer aldığı bir yeni dizi. Tülin Özen, Meriç Aral, Hande Doğandemir diğer oyuncular arasında. Oyuncular demişken Meliha rolüyle Evrim Alasya, Alya rolüyle Melisa Sözen harika performanslar sergiliyorlar. Alkışlıyorum:)

Önce birkaç hususa değinmek istiyorum sevgili okur. Biliyorsunuz dizi süreleri çoook uzun. İki buçuk saat bu diziyi izlemek hakikaten zor. Çünkü gerçekten acıyla yoğrulmuş hayatlara tanık oluyoruz. Ağla ağla içim şişti geçen gün. Olaylar fazla mı dramatize ediliyor acaba diyorum. Sonra kendime bunların gerçekten yaşandığını, şu yeryüzünde dokunamadığımız, görmediğimiz ne çok hayatlar olduğunu hatırlıyorum. Tüm bunlar kurgu olsa sanki bir oh çekeceğiz…

Ben bu dizide de gördüm, isterseniz çok klişe deyin ama sevginin gücü kişiliğin oluşmasında oldukça etkili. Dikkat ederseniz ailesi tarafından sevilmiş, huzurlu bir ortamda büyümüş, fikirlerine önem verilmiş kişiler daha özgüvenli oluyorlar. Sanki hayatlarında daha sakin bir hava esiyor, daha kolay adım atabiliyorlar.

Alya mesela, unutulmuş bir çocuk ama babasının ona getirdiği kırmızı tokayı hala saklıyor. Çünkü onunla tek bağı, görünür olduğu tek zaman dilimi o. Düşünsenize Alya’nın sevgi görerek büyüdüğünü, her şey daha farklı olmaz mıydı? Ya da düşünce yapımız daha farklı olsa, Meliha babasından “yiğit, dağ gibi bir adamdı” diye hayranlıkla söz edip annesini suçlamazdı belki. Çünkü ailesini herkesten soyutlayıp her şeyden ırak yaşamaya zorlamak sorgulanmalı sanki ne dersiniz?

Bir yandan da psikoloğa gitmenin deli olmakla eş tutulduğu ülkemizde böyle dizilerin önyargıları biraz daha kırabileceğini düşünüyorum. Çünkü çoğu insan bir karakterle kendini özleşleştiriyor belki de yardıma ihtiyacı olduğunu hissediyor. Gidelim sevgili okur, derdimizi dökelim, terapi alalım. Belediyelerin de bu konuda ücretsiz hizmetleri var, onları da değerlendirelim.

İBB’nin sitesinde şöyle yazıyor: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tüm İstanbullulara ücretsiz olarak sunduğu Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim hizmetlerinden yararlanmak için ise ALO 153’e başvurabilirler.”

Siz de bağlı olduğunuz belediyenin sayfasını kontrol ederek destek isteyebilirsiniz. Şiddetin son bulduğu, sevginin her alanda hüküm sürdüğü bir dünya diliyorum. Zarif kalın.

Ne düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

on sekiz − 12 =

Henüz Yorum Yok

Önceki
Toplanın: Kaş ve Kirpik Bakımı Yapıyoruz
Kırmızı Oda Dizisinin Düşündürdükleri